Şüpheli Ölümleriyle Dikkat Çeken Türk Bilim İnsanları

İnsanlık için büyük işler başarmak üzereyken, işine gelmeyen gizli güçler tarafından sonu getirilmeye çalışılan bilim insanlarının olduğu o filmlerden en azından birini mutlaka izlemişsinizdir. Birazdan bahsedeceğimiz gerçek hikayeler de akla o türden karanlık senaryoları getiriyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin pek çok değerli bilim insanı, geniş kesimlerce ‘şüpheli’ olarak değerlendirilen ölümlerle hayatını kaybetti. Söz konusu bilim insanlarımızın ortak noktaları, ülkemiz ve insanlık için büyük önem arz eden ya da gizlilik gerektiren projelerde görevli olmalarıydı. Yıllar içinde farklı farklı komplo teorilerinin oluşmasının ve ölümlerin şüpheli bulunmasının kaynağında da bu projeler var diyebiliriz.

TÜBİTAK’ta görevli iki mühendis ve bir yüzbaşının hayatını kaybettiği kaza, yıllar sonra halen ‘şüpheli’ olarak değerlendiriliyor

14 Temmuz 2004 tarihinde gerçekleşen olayda, Yüzbaşı Yücel Kenter (32) ile mühendisler Ercan Kuruoğlu (31) ve Mustafa Aktekin’i (54) taşıyan minibüs, bir traktörle çarpıştı, ardından da karşıdan gelen bir başka araçla çarpışarak savruldu. 

Bu üç ismin üzerinde çalıştıkları projeye dair detaylar ulusal güvenlik gerekçesiyle tam olarak bilinmese de, kripto çözümleme sistem ve yazılımları üzerine çalıştıkları; kazanın olduğu gün ise Çanakkale’de yeni geliştirilen bir askeri cihazı denemek üzere bulundukları ve dönüş yolunda oldukları söyleniyor.

TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde görevli uzmanların ve yüzbaşının ölümü sonrası kazada araca çarpan traktörün İstanbul plakalı olması, köylülerin ifadelerinde kazanın hemen ardından savcıdan önce kaza mahalline gelerek aracı kontrol eden kimliği bilinmeyen bir kişinin varlığı, minibüsün rotasını değiştirdiğine dair bazı ifadeler ve ortadan kaybolan; içinde gizli bilgiler olan bir bilgisayar, kazaya şüpheyle yaklaşılmasına sebep oluyor.

Yıllar içinde intihar ya da kaza gibi gerekçelerle hayatını kaybeden ASELSAN mühendislerinin ölümleri de yarı karanlıkta kalmış durumda;

Özellikle de 2006, 2007, 2008 yıllarında arka arkaya gelen şüpheli ölümler, pek çok genç mühendisimizi kaybetmemizle sonuçlandı. 

Hüseyin Başbilen hayatını kaybediyor: 5 Ağustos 2006

ASELSAN’ın milli tank projesinde görevli mühendis Hüseyin Başbilen 5 Ağustos günü ortadan kayboldu. İki gün sonra ise evinden 50 kilometre uzakta aracının içinde ölü bulundu. Bilekleri ve boynu kesilmiş halde bulunan Başbilen’in ölümü kayıtlara ‘intihar’ olarak geçti.

Başbilen’in hayatını kaybettiği araç içindeki bazı bulgular ölüme araç içindeki bir başka kişinin neden olabileceği iddialarını güçlendirdi ancak bu iddialar hiçbir zaman kanıtlanamadı.

Halim Ünsem Ünal da intihar ediyor: 17 Ocak 2007

Aradan birkaç ay geçmişken bir başka ASELSAN mühendisi olan 30 yaşındaki Halim Ünsem Ünal aracında ölü bulundu. F-16 savaş uçaklarının modernizasyonu, komuta kontrol ve şifreleme sistemleri üzerine çalışan Ünsem’in kafasına aldığı tek kurşun darbesiyle hayatını kaybettiği bilinirken onun ölümü de kayıtlara intihar olarak geçti.

Evrim Yançeken de 7. kattaki evinden atlayarak intihar ediyor: 26 Ocak 2007 – Ankara

Arka arkaya yaşanan bu iki ‘intiharın’ ardından 26 Ocak 2007’de bir diğer üzücü haber yine ASELSAN mühendisi olan Evrim Yançeken’den geliyor. ASELSAN’da mikrodalga ve sistem teknolojileri üzerine çalışan Yançeken’in 7. kattaki evinden atlayarak intihar ettiği; psikolojik sorunları olduğu iddia edildi…

Bulunan intihar notunda uzun zamandır teziyle uğraştığı, artık dayanamadığı yazıyordu… Başarılı ve ülkenin en önemli kurumlarından birinde kritik projelerde görev alan bir mühendisin tez stresi sebebiyle intihar etmesi düşüncesi, haliyle inandırıcı bulunmadı…

Burhaneddin Volkan hayatını kaybediyor: 7 Ekim 2007 

Arka arkaya gelen üç ‘intihar’ vakasının ardından soruşturmalar devam ederken 7 Ekim’de bir haber daha geldi. ASELSAN’ın en başarılı mühendislerinden Burhaneddin Volkan, görev yaptığı Bando Okullar Komutanlığı’nda silahla intihar etti. Volkan, Komuta Kontrol ve Haberleşme Yazılım Mühendisliği’nin Uçak Komuta Kontrol Merkezi bölümünde çalışıyordu. 

Şüpheli bulunan ölüm araştırılsa da hiçbir zaman olayın intihar olmadığına dair kanıt bulunamadı…

Zafer Oluk, askerde iken görev esnasında kaza ile hayatını kaybetti: 10 Mayıs 2008

Başarılı bir ODTÜ mezunu elektrik-elektronik mühendisi olan ve ASELSAN’da bir milli savunma projesinde ve Leopard tankların yazılımları üzerine çalışan Oluk’un askerde iken ‘trafo tamiri yaparken’ elektrik çarpması sonucu hayatını kaybettiği söyleniyor.

Ailesi ölümün sıradan bir kaza olmadığını düşündüklerini söylerken ölüm raporlara kaza olarak geçti. Ayrıca ailesi, oğullarının yaptığı işten sürekli ‘sır’ olarak bahsettiğini; eğer anlatırsa onların da peşine düşeceklerini söylediğini anlatıyor. Güvenlik endişeleri bulunan Oluk’un sürekli askere gitmek istediği çünkü en güvenli yer olarak orayı gördüğü söyleniyor…

Trafik kazasında hayatını kaybeden Hakan Öksüz’ün ölümü de şüpheli: 25 Ocak 2013

Öksüz, 15 yıl boyunca ASELSAN’da görev yapmış; pek çok önemli projede yer almış bir mühendisti. Güncel olarak ise mikroelektronik güdüm ve elektro-optik grubu projelerinde çalışıyordu. 25 Ocak’ta ASELSAN’da çalıştığı tesise uğrayıp kısa süre kaldıktan sonra çıktı. Ardından bir kaza geçirerek hayatını kaybetti. 

Öksüz’ün ailesine ‘bana zarar verecekler, baskı görüyorum, takip ediliyorum‘ gibi şeyler söylediği; ailesini güvende tutmak için onları Ankara’dan uzaklaştırarak Kahramanmaraş’a gönderdiği, kaza yaptığı yerin ev ya da iş istikametinde olmadığı, üzerinde kimlik, giriş kartı ve telefon bulunmayışı, olaydan önce 10 gün boyunca ailesi ile konuşmamış olması, yıllar önce arka arkaya ASELSAN mühendislerinin ‘intiharlarının’ yaşandığı yıllarda ise kaçırılıp dövülerek ve boğazı kesilerek bir köprüaltına atıldığı; hastaneye kaldırılıp kurtarıldığı gibi bilgiler ise olayın kaza değil cinayet olabileceğine dair şüpheleri artırdı.

Mühendis Erdem Uğur, gaz ile intihar ederek hayatını kaybetti: 16 Ocak 2015

F-16 savaş uçakları, İHA, tank ve savaş silahları gibi milli projelerde görev yapan ve manyetik alan projelerinde çalışan bir diğer ASELSAN mühendisi olan Erdem Uğur, Ankara’daki evinde ölü bulundu.

Uğur’un arkadaşlarına hasta olduğunu ve işe gelemeyeceğini söylediği; ardından ona ulaşamayınca merak eden arkadaşlarının evine gittiği ancak kapının açılmadığı, polise haber verildiği ve eve giren polisin de Uğur’un cansız bedenine ulaştığı belirtildi. 

Evin girişinde ‘Dikkat gaz açık’ notu bulunurken, Uğur yatağında ve yanında bir tüp ile bulundu. Genç mühendisin ölümü kayıtlara gaz zehirlenmesi olarak geçti.

Kerem Parıldar şüpheli şekilde intihar ederek hayatına son verdi: 21 Kasım 2017

ASELSAN’da yerli savunma sistemleri üzerinde çalışan elektronik yüksek mühendisi Kerem Parıldar, evinden 15 kilometre uzaklıkta bir binanın 14. katından atlayarak intihar etti. Olayın ardından şüpheli bulunan durum soruşturulmaya başlandı ancak olay kayıtlara intihar olarak geçti.

ASELSAN mühendislerinin ölümleri, yıllar sonra dosyaların tekrar açılmasıyla araştırılmaya başlandı. Kimi dosyalarda ölümler ile ilişkili olarak ‘FETÖ’ detayları vurgulandı. Ancak herhangi biriyle ilgili kesin karar çıkmadı. 

Ayrıca kimi dosyalarla ilgili de kurumun yoğun, çok stresli ve baskıcı çalışma koşullarının da mühendisleri intihara sürüklemiş olabileceği iddia edildi… Nihayetinde gerekçe ne olursa olsun, olan ülkemizin genç ve zeki beyinlerine oldu, yıllarca ise dosyalar intihar ve kaza olarak rafa kaldırıldı…

2007’de tüm diğer acı haberlerin yanında, Türkiye çok değerli 6 bilim insanını bir uçak kazasında kaybetti;

30 Kasım 2007 günü İstanbul-Isparta seferini gerçekleştiren bir Atlasjet uçağı, inişe geçtikten sonra düştü. Uçağın içerisinde 7 mürettebat ile birlikte 57 kişi vardı.

Bu 57 kişi arasında Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlisi ve dünyaca ünlü parçacık fizikçimiz Prof. Dr. Engin Arık, araştırma görevlisi Özgen Berkol Doğan, Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet ve araştırma görevlisi Mustafa Fidan ile yüksek lisans öğrencisi Engin Abat yer alıyordu.

Ekip Prof. Dr. Arık’ın yönetiminde CERN’deki ATLAS ve CAST deneylerindeki araştırmalarda görev alıyor ve Türkiye’de kurulması için çalışılan Türk Hızlandırıcı Merkezi projesi üzerine çalışıyorlardı. Arık’ın Türkiye’de bol miktarda bulunan toryum ile temiz, sürdürülebilir ve sürekli enerji üretilebilmesi üzerine değerli çalışmaları vardı. 

Kurulması hedeflenen Türk Hızlandırıcı Merkezi ile de Türkiye’nin enerji sorununu kökten çözebilecek adımlar atılması planlanıyordu.

Ancak ne yazık ki ekibin tamamı bu acı kazada hayatını kaybetti. Hemen ardından ise kazaya yönelik enteresan detaylar ortaya çıkmaya başladı. Uçak piste çok yaklaşmışken birden iletişimin kesilmesi, uçağın rotasında olmayan bir konuma gidip orada düşmesi, kaza sonrası yürütülen detaylı aramalar sonrası her şey bulunurken Arık’ın proje ve araştırma detaylarının bulunduğu laptop ve bavulun bulunmaması gibi detaylar, olayın basit bir kaza olmayabileceğine yönelik tartışmalar başlattı… Kaza kayıtlara ise pilotaj hatası olarak geçti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir