İran, dünya enerji ticaretinin kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı için yeni bir askeri tanım geliştirdi. Devrim Muhafızları Ordusu’na (IRGC) bağlı yetkililer, boğazın artık sadece sınırlı bir geçiş noktası değil, birkaç yüz mil uzunluğunda geniş bir “operasyon alanı” olarak kabul edildiğini açıkladı. Bu açıklama, İran’ın ABD ve İsrail ile yaşadığı gerginlikler sonrasında Körfez’deki askeri etkisini artırdığına dair yorumlara yol açtı.
Fars Haber Ajansı’na konuşan IRGC Deniz Kuvvetleri Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Mohammad Akbarzadeh, Hürmüz Boğazı’nın tanımının değiştiğini belirtti. Akbarzadeh, daha önce boğazın yalnızca Hürmüz ve Hengam adaları çevresindeki dar bir alan olarak görüldüğünü ancak bu anlayışın artık değiştiğini ifade etti. Yetkili, boğazın doğuda Cask kentinden batıda Siri Adası’na kadar uzanan geniş bir stratejik bölge olarak tanımlandığını dile getirdi.
İran basınında yer alan haberlere göre, daha önce 20-30 mil olarak belirlenen operasyon alanı artık 200 ila 300 mil olarak kabul ediliyor. Tasnim Haber Ajansı, yeni tanımlanan bölgenin “tam bir hilal” oluşturduğunu belirtti. Bu genişleme, IRGC’nin son aylarda gerçekleştirdiği ikinci kapsamlı askeri alan değişikliği olarak değerlendiriliyor. 4 Mayıs’ta yayımlanan bir haritada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Umman Körfezi kıyıları boyunca uzanan yeni bir kontrol alanı tanımlanmıştı. Bu alan, İran’daki Mübarek Dağı ile BAE’nin Füceyre Emirliği arasında başlayıp, İran’ın Kiş Adası ile BAE’nin Umm el-Kayveyn Emirliği arasında uzandığı belirtilmişti. Yeni açıklamanın, bu etki alanını daha da genişlettiği düşünülüyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatının yaklaşık %20’sinin geçtiği en önemli enerji koridorlarından biri olarak kabul ediliyor. Suudi Arabistan, Irak ve Katar gibi Körfez ülkelerinin enerji ihracatının büyük bölümü bu hattı kullanıyor. Bu nedenle İran’ın boğaza ilişkin askeri tanımını genişletmesi, hem küresel enerji güvenliği hem de deniz ticareti açısından büyük bir önem taşıyor. İran’ın bu beyanatı, son dönemde ABD ve İsrail ile yaşanan askeri gerilimlerin ardından gelmesi açısından dikkat çekiyor.