Mahfi Eğilmez: Yeni Varlık Barışı Düzenlemesi

Mahfi Eğilmez: Yeni Varlık Barışı Düzenlemesi

Mahfi Eğilmez, kamuoyunda “Varlık Barışı” olarak bilinen düzenlemeye ilişkin önemli bilgileri paylaştı. 4 Haziran 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı yasa ile birlikte, yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye’ye getirilmesi ve bazı vergi düzenlemeleri konusunda yeni fırsatlar sunuluyor. İşte yeni düzenlemenin temel noktaları:

1. Yurt dışında yer alan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, aynı zamanda Türkiye’de kayıtlı olmayan varlıklar, 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka ya da aracı kurumlara bildirilebilecek. Bu bildirilen varlıklar üzerinden yüzde 5 oranında vergi alınacak. Eğer varlıklar belirli vadeli hesaplarda, devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulursa, vergi oranı taahhüt süresine bağlı olarak yüzde 0 ile yüzde 4 arasında değişecek.

2. Türkiye’de ikamet eden gerçek kişilerin, son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhları ve vergi mükellefiyetleri olmaması durumunda, yurt dışında elde ettikleri kazançlar 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulacak.

3. Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası’nda yapılan değişiklikler ile, en az üç farklı ülkede faaliyet gösteren şirketler “nitelikli hizmet merkezi” olarak tanımlanacak. Yurt dışından elde ettikleri kazançların yüzde 95’i, kurum kazancından indirilebilecek. Bu merkezlerde istihdam edilen nitelikli personelin belirli bir kısmı da gelir vergisinden muaf tutulacak.

4. Yurt dışından alınan malların Türkiye’ye getirilmeden satılması durumunda veya yurt dışındaki alım satımlara aracılık edilmesi halinde elde edilen kazançların yüzde 95’i kurumlar vergisi hesaplamasından indirilebilecek.

5. Sanayi sicil belgesi bulunan ve üretim faaliyeti yürüten kurumların üretim kazançlarına yüzde 12,5 oranında kurumlar vergisi uygulanacak. Bazı düzenlemeler hemen yürürlüğe girerken, diğerleri 1 Ocak 2027 ve 1 Temmuz 2027 gibi tarihlerde geçerli olacak.

Bu yasayla birlikte, adeta Mevlânâ’nın “Gel, ne olursan ol yine gel” çağrısını hatırlatır bir şekilde, yatırımcıları Türkiye’ye geri çekmek amacı güdülüyor. Ancak, bu düzenlemelerin, yabancı yatırımcılara ve varlıklarını yurt dışında tutan yerlilere sağlanan avantajların, Türkiye’de faaliyet gösteren ve yükümlülüklerini yerine getiren yatırımcıların haklarını ihlal etmemesi gerektiği ifade ediliyor. Dolayısıyla, Türkiye’ye varlıklarını getirenler ile aynı varlıkları Türkiye’de elde eden ve zamanında vergi ödeyen mükelleflere eşit hukuki çerçevelerin sunulması gerektiği vurgulanıyor. Devletin, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirenleri teşvik etme görevi olduğu da unutulmamalıdır.

Author: Onur Şahin